.

Tlos Antik Kenti’n dağlık bir arazide konumlanmış olması dönemde ne derece çetin savaşlar ve savunma geçirdiğini kanıtlar nitelikte. Zamanında Likyalıların yoğun hüküm sürdüğü bölgenin en eski yerleşim yeri Tlos. Dönemin en göze çarpan eserlerinden olan kayalara oyulmuş mezarlar mimari ve dini açıdan da bölgenin zenginliğini yansıtan en önemli kalıntılar. Bunca mezar içinde en görkemli, ihtişamlı ve dikkat çekici olan ise Pegasus’a ait mezar. Özellikle de, Pegasus’un, üç başlı canavar olduğuna inanılan Chimera ile savaşının resmedildiği Bellerephontes’e ait mezar anıtı en dikkat çekici yapılardandır. Mezar odasına süslemeli iki kapıdan girilir. Ziyaretiniz esnasında büyülenmemeniz neredeyse imkansız. Bazı kültür ve tarihsel turizmi seven tatilcilerin defterleri bu antik eserlerle çizili. Bölgeye gezi yapacaksanız siz de karalama defterinizi hazırlayın. Gördüğünüz her kalıntıyı defterinize karalayıp onları resmetmek isteyeceksiniz. Tlos için tertemiz bir sayfa ayırın, ihtişamı karalama defterinizi de fazlasıyla kaplayacak.

Tlos Antik Kenti içinde, tanrıların tanrısı olduğuna inanılan Kronos’un da tapınağı mevcut. Biraz deformasyon dışında günümüzde varlığını gösteren sadece tiyatro, stadyum, büyük ve küçük hamam, Nekropol kalmıştır. Ancak bu yapılar bile, Tlos’un dönemin ötesinde gelişmişlik ve kültürel yapısını göstermek için yeterli. Tarihi yapılar geçmişe ait izleri gösteren en önemli kanıtlardır. Tarihini incelediğimizde de gelişmişliğini gördüğümüz Tlos, zamanında inşa edilen dini, kültürel ve idari yapılarıyla tarihi önemi gösteriyor.

Bölgeyle ilgili anlatılan bir rivayete göre; Tanrıça Athena, kanatlı at Pegasus’u ağzından ateş püsküren canavarla savaşmaya giden Bellerofon adlı bir gence vermiş. Bellerofon, Pegasus sayesinde canavarın alevlerinin erişemeyeceği yüksekliklere çıkıp oklarıyla onu öldürmeyi başarmış. Bu başarısının ardından Likya Kralı’nın kızı ile evlenmiş, tahtın varisi olmuş. Tlos, Bellerofon’un uzun yıllar mutlu yaşadığı kenttir. Zamanla başarılarıyla kibre kapılan Bellerofon, tanrıların öfkesini çeker.Hatta kibrinin sonucu olarak bir gün Pegasus’a biner ve Olympos’a çıkmayı  dener. Zeus’un gazabına uğrar ve Bellerophontes’in bindiği Pegasus’a bir at sineği musallat eder. Atın kuyruğunun altına yerleşen bu sinek atı ısırır ısırmaz at Bellerophontes’i üzerinden atar. Gözden kaybolana dek yukarıya çıkmış olan Bellerophontes büyük bir hızla yere düşer. Bir zamanlar düşmanlarının korkulu rüyası olmuş kahraman hayatının sonuna dek tanrılar tarafından lanetmiş sakat ve kör birisi olarak yaşar.

SAĞLIĞINIZ BİZİM İÇİN ÇOK DEĞERLİ

Yazlıkcım ile yapacağınız villa tatilinizde nerdeyse kendi evinizde olduğunuz kadar rahat hissetmenizi sağlayabilecek şeylerden bazıları...

Corona bilgilendirme